Yönetici Özeti (Executive Summary)
Avusturya pazarı, Türk ihracatçılar için en çok yanlış konumlandırılan Avrupa ülkelerinden biridir.
Bu pazar genellikle:
- küçük ama kolay girilir
- Almanya’nın daha basit versiyonu
- hızlı satış yapılabilecek bir Avrupa pazarı
olarak değerlendirilir.
Gerçek tablo ise tamamen farklıdır:
Avusturya küçük, doygun ve son derece seçici bir pazardır.
Bu pazara giriş kolay değildir.
Ama doğru giren firma için uzun vadeli ve stabil bir gelir yapısı oluşturur.
Bu raporun amacı Avusturya’yı tanıtmak değil,
Türk üretici için şu soruya net cevap vermektir:
Bu pazara girilmeli mi, girilecekse nasıl girilmeli?
Bu nedenle bu bölüm bir fırsat listesi değil,
stratejik karar ve eleme çerçevesidir.
Avusturya Pazarı Neden Türk Firmalarının Gündeminde?
Avusturya’nın önemi pazar büyüklüğünden değil, konumundan gelir.
Avrupa Birliği içinde:
- yüksek gelirli tüketici yapısı
- güçlü sanayi entegrasyonu
- lojistik olarak Orta Avrupa’ya açılan merkez konum
bulunmaktadır.
https://www.youtube.com/watch?v=HCECPeLxwKgBu yapı Avusturya’yı tek başına hedef pazar değil, Avrupa’ya giriş platformu haline getirir.
Avusturya Pazarı Gerçekten Fırsat mı?
Evet. Ancak bu fırsat herkese açık değildir.
Avusturya pazarı:
- fiyat odaklı değil, kalite ve güven odaklıdır
- hızlı satın alma yapmaz, tedarikçiyi test eder
- uzun vadeli çalışır, kolay tedarikçi değiştirmez
Bu nedenle pazara giriş zor, pazarda kalıcılık yüksektir
Avusturya Pazarı Hangi Firmalar İçin Uygun?
Bu pazarda başarılı olan Türk firmalarının profili nettir:
- Avrupa’ya halihazırda ihracat yapan
- ürün standardizasyonu olan
- sertifikasyon süreçlerini tamamlamış
- üretim ve teslim disiplinine sahip
- kurumsal iletişimi güçlü
Bu firmalar için Avusturya:
Almanya ve Orta Avrupa pazarlarına açılan kontrollü giriş noktasıdır
Avusturya Pazarı Hangi Firmalar İçin Uygun Değil?
Aşağıdaki profildeki firmalar için bu pazar doğru değildir:
- ilk ihracatını yapacak olanlar
- fiyat kırarak rekabet etmeye çalışanlar
- sertifikasyon süreçlerini tamamlamamış olanlar
- ürün standardı olmayan üreticiler
- distribütör üzerinden hızlı büyüme bekleyenler
Bu firmalar için Avusturya fırsat değil, maliyet üretir
Avusturya’da Satış Nasıl Çalışır?
Bu pazarda satış ürünle değil, sistemle yapılır
Başarılı olmak için şu unsurlar birlikte çalışmalıdır:
- ürün kalitesi
- teslim sürekliliği
- teknik dokümantasyon
- satış sonrası destek
- kurumsal güven
Bu unsurlardan biri eksikse:
satış yapılabilir ama sürdürülemez
Türkiye’nin Avusturya’daki Konumu
Türkiye bu pazarda tamamen bilinmeyen bir oyuncu değildir.
Ancak mevcut konum:
- belirli sektörlerde güçlü
- genel pazarda ikincil tedarikçi
şeklindedir.
Bu şu anlama gelir:
Türkiye tercih edilen değil, alternatif tedarikçi konumundadır
Bu konum doğru strateji ile değiştirilebilir.
Ama kendiliğinden değişmez.
Avusturya Pazarı İçin 5 Net Stratejik Çıkarım
Bu pazara girmeyi düşünen bir yönetici için karar çerçevesi:
- Avusturya hacim pazarı değil, referans pazarıdır
- Bu pazarda konumlanan firma Avrupa’da güven kazanır
- İlk 6–12 ayda satış bekleyen firmalar başarısız olur
- Distribütör tek başına çözüm değildir
- Rekabet fiyatla değil, güven ve sistemle kazanılır
Son Karar: Avusturya’ya Girilmeli mi?
Net cevap:
Eğer firmanız:
- Avrupa standartlarında üretim yapıyorsa
- kurumsal yapıya sahipse
- uzun vadeli pazara giriş stratejisi kurabiliyorsa
→ Avusturya pazarı doğru bir hedeftir
Ancak eğer:
- fiyat rekabetine dayalı çalışıyorsanız
- süreç yönetiminiz zayıfsa
- hızlı satış beklentiniz varsa
→ bu pazara giriş ertelenmelidir
Yönetici İçin Net Sonuç
Avusturya pazarı:
- doğru firma için kaldıraç
- yanlış firma için filtre
Bu pazara girilmez.
Bu pazarda konumlanılır.
Ülke ve Pazarın Genel Görünümü
Avusturya pazarı yüzeyde küçük, derinlikte ise son derece sofistike bir yapıya sahiptir.
Bu pazarı doğru okumadan yapılan her giriş denemesi, genellikle maliyet ve zaman kaybı ile sonuçlanır.
Bu nedenle bu bölümde amaç veri vermek değil,
veriyi yorumlayarak pazarı doğru konumlandırmaktır.
Avusturya Ekonomisinin Yapısal Gerçekleri
- Avusturya yaklaşık 494 milyar € büyüklüğünde bir ekonomidir
- Kişi başına gelir 50.000 € seviyesinin üzerindedir
Bu veri tek başına şu mesajı verir:
Bu pazar büyük değil ama alım gücü yüksek
Ancak daha kritik veri:
2024 yılında ekonomik büyüme negatif gerçekleşmiştir (%-0,7)
Bu şu anlama gelir:
- Talep tamamen daralmış değil
- Ama kontrol altına alınmış
- Satın alma davranışı daha seçici hale gelmiş
Yani Avusturya pazarı:
yüksek gelirli ama temkinli bir pazardır
Avusturya Ekonomisinin Karakteri: Üretim Değil, Sistem Ekonomisi
Avusturya klasik anlamda bir üretim ülkesi değildir.
Ekonomik yapı:
- Hizmet ağırlıklı
- Yüksek katma değerli sanayiye entegre
- Almanya merkezli değer zincirinin parçası
Bu nedenle Avusturya, üretim merkezi değil, tedarik ve dağıtım merkezidir
Bu kritik fark çoğu Türk firması tarafından gözden kaçırılır.
İthalata Bağımlılık ve Gerçek Fırsat Alanı
- Avusturya’nın yıllık ithalatı yaklaşık 189 milyar € seviyesindedir
Bu rakam, ülkenin ciddi bir ithalat pazarı olduğunu gösterir.
Ancak burada kritik detay:
Bu ithalatın büyük kısmı Avrupa içinden yapılır.
Özellikle:
- Almanya (dominant oyuncu)
- İtalya
- Polonya
- Çekya
Bu yapı bize şunu söyler:
Avusturya açık bir ithalat pazarı değil, entegre bir Avrupa pazarıdır
Yani:
“ürünüm iyi → gider satarım” yaklaşımı burada çalışmaz
Türkiye ile Ticari İlişkilerin Gerçek Yapısı
Türkiye ile Avusturya arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 4,7 milyar € seviyesindedir
Türkiye:
- Avusturya’ya ~2,9 milyar € ihracat
- Avusturya’dan ~1,8 milyar € ithalat
yapmaktadır.
Yüzeyde bu tablo olumlu görünür.
Ancak derin analiz şunu gösterir:
- Türkiye pazarda yaygın değil
- Belirli ürün gruplarında yoğunlaşmış durumda
Öne çıkan alanlar:
- elektrik kablo ve iletkenler
- demir-çelik ürünleri
- belirli tekstil ve ev ürünleri
Bu durum:
Türkiye’nin sistem kuramadığını, fırsat bazlı ilerlediğini gösterir.
İhracatta Yurtdışı Pazar Araştırması ve Pazara Giriş Stratejileri yazımız için tıklayın.
Avusturya’da Satın Alma Davranışı
Avusturya’daki alıcı davranışı rasyonel ama yüksek risk kontrolüne sahiptir.
Alıcı şu sorulara odaklanır:
- Bu firma sürdürülebilir mi?
- Tedarik sürekliliği sağlayabilir mi?
- Kalite standardı değişir mi?
- Problem olduğunda çözüm üretir mi?
Bu nedenle satın alma süreci:
- Tanıma
- Test
- Küçük sipariş
- Tekrar sipariş
- Uzun vadeli iş
şeklinde ilerler.
Bu döngü hızlı değildir.
Avusturya’nın Gerçek Rolü: Bölgesel Merkez
Avusturya’yı sadece kendi pazarı olarak değerlendirmek stratejik hatadır.
Ülke:
- Almanya
- Çekya
- Macaristan
- Slovakya
- Slovenya
- İtalya
ile güçlü ticari bağlantılara sahiptir
Bu nedenle Avusturya, Orta Avrupa’ya açılan operasyonel merkezdir
Bu şu anlama gelir:
Avusturya’da kazanılan müşteri → tek ülke değil, bölgesel erişim sağlar
Sektörel Verilerin Gösterdiği Gerçek
Veriler incelendiğinde:
- Elektrik kablo ürünlerinde Türkiye güçlü (%10+ pay)
- Ev tekstilinde orta seviyede (%8+)
- Mobilyada düşük pay (%1,7)
Bu tablo bize şunu söyler:
Türkiye rekabet edebiliyor ama sistematik büyüyemiyor
Avusturya Pazarını Zorlaştıran 3 Ana Filtre
Bu pazarda üç kritik filtre aynı anda çalışır:
1. Standart ve Regülasyon Filtresi
AB normları + yerel kalite beklentisi
Belgesiz ve standardı net olmayan ürün pazara girmez
2. Güven ve Referans Filtresi
Referans yoksa büyüme yok
İlk sipariş almak zordur, devam ettirmek daha zordur
3. Kanal ve Erişim Filtresi
Doğru distribütör veya müşteri ağı olmadan satış sürdürülemez
Bu Bölümden Çıkan Stratejik Sonuç
Avusturya pazarı:
- küçük ama derin
- zor ama sürdürülebilir
- yavaş ama kalıcı
Bu nedenle bu pazara giriş kararı:
satış refleksiyle değil, stratejik planla alınmalıdır
Ve en kritik cümle:
Avusturya’ya girilmez, Avusturya’da konumlanılır
Türk Firmaları İçin Stratejik Uygunluk Analizi
Avusturya pazarı, girilmesi zor olduğu kadar yanlış firmayı da hızlı eleyen bir yapıya sahiptir.
Bu nedenle bu bölümün amacı fırsat anlatmak değil,
kimlerin bu pazara girmemesi gerektiğini netleştirmektir.
BAZ Girişim yaklaşımında bu pazar:
önce eleme
sonra konumlandırma
sonra giriş
şeklinde ilerler.
Avusturya Pazarı Kimler İçin Uygun Değildir?
1. İlk İhracat Deneyimini Bu Pazarda Yapmak İsteyen Firmalar
Avusturya “öğrenme pazarı” değildir.
Bu pazarda:
- hata toleransı düşüktür
- alıcı sabırsızdır
- tekrar şansı sınırlıdır
İlk ihracatını bu pazarda yapmaya çalışan firmalar genellikle:
- fiyat kırar
- yanlış müşteri seçer
- süreci yönetemez
Sonuç: pazara giriş gerçekleşmeden pazar kapanır
2. Fiyat Odaklı Rekabet Eden Firmalar
Avusturya pazarı fiyat rekabetine açık değildir.
Bu pazarda:
- Çin fiyat avantajı ile
- Doğu Avrupa lojistik avantajı ile
- Almanya kalite avantajı ile
zaten konumlanmıştır.
Türkiye’nin bu pazardaki rolü: denge tedarikçisi olmaktır
Fiyat kırarak bu pazara girmeye çalışan firmalar:
- marj kaybeder
- güven kaybeder
- uzun vadeli müşteri kazanamaz
3. Ürün Standardizasyonu Olmayan Üreticiler
Avusturya’da “her siparişe özel üretim” yaklaşımı çalışmaz.
Alıcı şunu ister:
- aynı kalite
- aynı ölçü
- aynı performans
Her siparişte değişen ürün yapısı: tedarikçi riskidir
Bu risk Avusturyalı alıcı tarafından kabul edilmez.
4. Sertifikasyon ve Teknik Uyum Sürecini Hafife Alan Firmalar
AB pazarı teknik olarak en disiplinli pazarlardan biridir.
Avusturya’da:
- CE
- OEKO-TEX
- teknik test raporları
gibi belgeler “opsiyon” değil, giriş şartıdır.
“Önce satalım, sonra hallederiz” yaklaşımı: bu pazarda çalışmaz
5. Distribütör ile Pazarı Çözebileceğini Düşünen Firmalar
En kritik hatalardan biri budur.
Distribütör:
- kapı açar
- ama satış yapmaz
Tüm pazarı tek distribütöre bırakmak:
- kontrol kaybı
- fiyat yönetimi problemi
- marka erozyonu
yaratır.
6. Kurumsal Görünümü ve İletişimi Zayıf Olan Firmalar
Avusturya’da firma sadece ürünle değerlendirilmez.
Alıcı şunlara bakar:
- web sitesi
- teknik dokümanlar
- İngilizce iletişim
- kurumsal yapı
Bu alanlarda zayıf olan firmalar ilk görüşmede elenir.
Avusturya Pazarı Kimler İçin Uygundur?
1. Avrupa Deneyimi Olan Üreticiler
Halihazırda Avrupa’ya satış yapan firmalar:
- standartları bilir
- süreçleri yönetir
- müşteri beklentisini anlar
Bu firmalar için Avusturya: genişleme pazarıdır
2. Orta–Üst Segment Üretim Yapan Firmalar
Avusturya pazarı:
- ucuz ürün istemez
- aşırı premium ürün de istemez
En uygun segment:
orta–üst kalite / rekabetçi fiyat
Türkiye’nin en güçlü olduğu alan da burasıdır.
3. Süreç Yönetimi Güçlü Firmalar
Bu pazarda ürün değil süreç satılır.
Başarılı firmalar:
- teslim sürelerini yönetir
- stok planlaması yapar
- müşteri takibini sistemle yürütür
4. Teknik Satış Yapabilen Firmalar
Özellikle B2B pazarda:
- teknik detay anlatabilen
- ürününü konumlandırabilen
- satış sonrası destek verebilen
firmalar öne çıkar.
5. Uzun Vadeli Pazara Giriş Planı Olanlar
Avusturya’da başarı:
3–6 ayda değil
12–24 ayda gelir
Bu süreci yatırım olarak gören firmalar: pazarda kalıcı olur
Türk Firmalarının En Sık Yaptığı Hatalar
1. Almanya ile Aynı Stratejiyi Uygulamak
Avusturya, Almanya değildir.
Daha küçük
daha seçici
daha ilişkisel
bir yapıya sahiptir.
2. Tek Müşteri ile Pazara Girdiğini Sanmak
1 müşteri = test
3 müşteri = giriş
10 müşteri = varlık
Bu denge kurulmadan pazar oluşmaz.
3. Fiyat Üzerinden İlerlemek
Fiyatla girilen müşteri: ilk kriz anında gider
4. CRM ve Takip Sistemi Olmadan İlerlemek
Avusturya’da satış takip işidir. Takip yoksa müşteri yoktur
5. Pazarı Hızlı Sonuç Beklentisiyle Zorlamak
Bu pazarda sabırsızlık: en büyük maliyet kalemidir
Avusturya İçin BAZ Girişim Eleme Kriterleri
Bir firmanın bu pazara girebilmesi için aşağıdaki kriterlerin çoğunda güçlü olması gerekir:
- Avrupa standartlarına uygun üretim
- Sertifikasyon altyapısı
- İngilizce ve teknik dokümantasyon
- Süreç ve teslim yönetimi
- Orta–üst segment konumlandırma
- CRM ve müşteri takip sistemi
Bu kriterlerin yarısından azına sahip firmalar için Avusturya ertelenmesi gereken pazardır
Bu Bölümün Net Sonucu
Avusturya pazarı:
herkese açık değildir
ama doğru firmaya açıktır
Bu pazara giriş:
satış kararı değil
stratejik konumlanma kararıdır
Ve en net cümle:
Hazır değilsen girme.
Hazırsan geç kalma.
Öncelikli Sektörler ve Ürün Grupları
Avusturya pazarı sektör bazlı değil, ürün ve segment bazlı çalışır.
Aynı sektörde bir ürün çok güçlü performans gösterirken, diğeri tamamen başarısız olabilir.
Bu nedenle burada amaç:
👉 “herkes için fırsat” yazmak değil
👉 gerçek fırsatları ve kırılganlıkları birlikte göstermek
Elektrik ve Kablo Ürünleri (En Güçlü Alanlardan Biri)
Avusturya’da Türkiye’nin en güçlü olduğu alanlardan biri elektrik kablo ve iletkenlerdir.
- Türkiye pazar payı %10+ seviyesinde
- Pazar hacmi yüksek ve süreklidir
Talep Neden Var?
- Sanayi altyapısı güçlü
- İnşaat ve renovasyon sürekli
- Enerji sistemleri modernizasyon halinde
Türkiye’nin Avantajı
- Fiyat / kalite dengesi
- Esnek üretim
- hızlı teslim
Kritik Risk
Bu pazarda Alman ve Orta Avrupa üreticileri güçlüdür.
Eğer:
- sertifikasyon eksik
- kalite standardı dalgalı
ise müşteri kaybı hızlı olur.
👉 Bu sektör “girebileceğin” değil, “koruman gereken” sektördür.
Elektrik Malzemeleri İhracatı Sektör Raporumuz için tıklayın.
Makine ve Endüstriyel Ekipmanlar
Avusturya üretim merkezi değil, sanayiye entegre bir tedarik merkezidir.
Bu da makine ve ekipman talebini sürekli kılar.
Talep Neden Var?
- Küçük ve orta ölçekli sanayi yoğun
- Almanya bağlantılı üretim yapısı
- sürekli modernizasyon ihtiyacı
Türkiye’nin Avantajı
- Avrupa’ya göre daha uygun fiyat
- özelleştirilebilir üretim
- hızlı çözüm üretme
Kritik Risk
Bu pazarda:
- Almanya = kalite
- İtalya = mühendislik
- Çin = fiyat
Türkiye ise ortada kalır.
👉 Bu yüzden burada satış değil, doğru konumlandırma oyunu oynanır
Mobilya (Zor ama Potansiyelli)
Avusturya mobilya pazarı küçülmektedir.
- Perakende satışlar düşüşte (~%9+)
- Türkiye payı düşük (~%1,7)
Bu Ne Anlama Geliyor?
Pazar daralıyor
ama ithalat devam ediyor
Yani:
👉 zayıf oyuncular eleniyor
Türkiye’nin Avantajı
- üretim esnekliği
- hızlı teslim
- orta segment rekabet
Kritik Risk
Pazar zincir mağaza dominasyonunda:
- XXXLutz
- IKEA gibi yapılar
Bu kanallara giremeyen firma:
👉 ölçek yakalayamaz
Ev Tekstili (Bilinen Ama Sıkışan Alan)
Türkiye bu pazarda zaten oyuncu.
- Pazar payı ~%8+
Talep Neden Var?
- Otel ve turizm sektörü
- konut renovasyonu
- düzenli tüketim
Türkiye’nin Avantajı
- kalite algısı var
- üretim gücü yüksek
Kritik Risk
Bu pazar ciddi fiyat baskısı altında:
- Pakistan
- Hindistan
- Çin
özellikle alt segmentte agresif.
👉 Bu nedenle rekabet alanı:
fiyat değil, tasarım ve sürdürülebilirliktir
Demir-Çelik ve Metal Ürünler
Avusturya sanayi altyapısı nedeniyle metal ürünlere sürekli ihtiyaç duyar.
Talep Neden Var?
- üretim sanayi
- makine sektörü
- inşaat ve altyapı
Türkiye’nin Avantajı
- güçlü üretim kapasitesi
- rekabetçi fiyat
Kritik Risk
Bu sektör:
- marjı düşük
- rekabeti yüksek
👉 burada kalıcı olmak için operasyon mükemmelliği şart
Gıda ve İşlenmiş Gıda Ürünleri (Seçici Fırsat Alanı)
Örnek veri:
- Bisküvi ve benzeri ürünlerde ithalat yüksek
- Türkiye payı çok düşük (~%0,6)
Talep Neden Var?
- ithalata açık raf yapısı
- etnik ürün talebi
- premium gıda trendi
Türkiye’nin Avantajı
- ürün çeşitliliği
- fiyat / kalite dengesi
Kritik Risk
Bu pazarda en büyük engel:
👉 raf erişimi
Distribütör olmadan:
- markete girilmez
- marka büyümez
Bu Bölümden Çıkan Stratejik Sonuç
Avusturya pazarında fırsat vardır ama:
- sektör bazlı değil
- ürün bazlıdır
Türkiye’nin avantajı:
- orta segment üretim
- esnek tedarik
Ama dezavantajı:
- marka eksikliği
- sistem eksikliği
Bu nedenle en kritik karar:
👉 “hangi sektöre gireyim” değil
👉 “hangi ürünle ve hangi konumla gireyim”
Net Yönetici Yorumu
Avusturya pazarı:
- geniş değil
- seçicidir
Bu yüzden:
çok ürünle girmeye çalışma
doğru ürünle gir
Pazara Giriş Modelleri ve Kanal Stratejisi
Avusturya pazarında başarısızlığın en büyük nedeni yanlış ürün değil,
yanlış giriş modelidir.
Doğru ürün + yanlış model = başarısızlık
Orta ürün + doğru model = sürdürülebilir satış
Bu nedenle bu bölüm:
👉 teorik değil, sahada çalışan modeller üzerinden yazılmıştır
https://www.youtube.com/watch?v=l-amWGpr9lMDistribütörlük Modeli
Avusturya’ya girişte en yaygın ve en çok önerilen modeldir.
Ama aynı zamanda en çok yanlış kullanılan modeldir.
Ne Zaman Mantıklı?
- Pazarı tanımıyorsanız
- Yerel müşteri ağına erişiminiz yoksa
- Teknik satış gerektiren ürün satıyorsanız
- İlk giriş aşamasındaysanız
Distribütör:
👉 pazarı açar
👉 ilk müşterileri getirir
👉 güven oluşturur
Ne Zaman Yanlış?
En büyük hata:
👉 tüm pazarı tek distribütöre vermek
Bu durumda:
- fiyat kontrolünü kaybedersiniz
- müşteri bilgisini kaybedersiniz
- pazarı öğrenemezsiniz
Ve en kritik sonuç:
👉 distribütör çalışmazsa pazar kapanır
Doğru Distribütör Stratejisi
Avusturya küçük ama homojen bir pazar değildir.
Doğru model:
- tek distribütör değil
- segment veya müşteri bazlı yapı
Ayrıca:
👉 distribütör yönetilir, bırakılmaz
Doğrudan B2B Satış Modeli
Bu model çoğu firmanın atladığı ama en değerli modeldir.
Ne Zaman Mantıklı?
- Niş ürününüz varsa
- Teknik veya mühendislik bazlı satış yapıyorsanız
- Referans oluşturmak istiyorsanız
- Marjınızı korumak istiyorsanız
Avantajları
- Daha yüksek kâr marjı
- Müşteri ile doğrudan ilişki
- Pazar bilgisinin doğrudan kazanımı
Zorlukları
- Güven oluşturmak zaman alır
- İlk satış süreci uzundur
- Yoğun takip gerekir
Kritik Gerçek
Avusturya’da doğrudan satış:
👉 sabır + sistem + CRM gerektirir
https://www.youtube.com/watch?v=Ycfg0C3uktcProje Bazlı Satış Modeli
Özellikle şu sektörlerde kritiktir:
- makine
- endüstriyel ekipman
- inşaat
- enerji
Ne Zaman Mantıklı?
- Ürün değil çözüm satıyorsanız
- yüksek hacimli satış hedefliyorsanız
- teknik teklif hazırlayabiliyorsanız
Nasıl Çalışır?
- teklif
- teknik değerlendirme
- müzakere
- uzun karar süreci
Kritik Risk
Bu modelde:
👉 yerel varlık yoksa kazanmak zordur
Hibrit Model (En Doğru Yaklaşım)
Sahada en iyi çalışan model:
👉 tek model değil, kombinasyon
Örnek:
- distribütör → pazar açma
- doğrudan satış → müşteri geliştirme
- proje bazlı → büyük iş
Bu yapı:
- riski dağıtır
- pazarı öğrenmeyi hızlandırır
- kontrolü artırır
Türk Firmalarının En Büyük Kanal Hataları
1. “Distribütör bulduk, iş tamam” yaklaşımı
Gerçek:
👉 iş yeni başlar
2. Tek müşteri / tek kanal bağımlılığı
Bu durum:
👉 büyümeyi değil, kırılganlığı artırır
3. Kanalı yönetmemek
Distribütör:
- fiyatı nasıl konumluyor?
- hangi müşterilere gidiyor?
- sizi nasıl temsil ediyor?
Bunlar takip edilmezse:
👉 marka zarar görür
4. Doğrudan satıştan kaçmak
Sebep:
- zor
- zaman alıyor
Sonuç:
👉 düşük marj + bağımlılık
Bu Bölümün Net Sonucu
Avusturya pazarında başarı:
👉 doğru ürünle değil
👉 doğru modelle gelir
En doğru yaklaşım:
- tek modele bağlı kalmamak
- kontrollü büyümek
- kanalları birlikte yönetmek
Yönetici İçin Net Karar
Eğer:
- pazarı bilmiyorsanız → distribütör ile başlayın
- pazarı öğreniyorsanız → doğrudan satışa geçin
- büyümek istiyorsanız → hibrit model kurun
Son Cümle
Avusturya’da kanal kurmak:
satış yapmak değil
sistem kurmaktır
Müşteri Bulma ve B2B Pazarlama Yaklaşımı
Avusturya pazarında en büyük yanılgı şudur:
👉 “İyi ürün varsa müşteri bulunur”
Gerçek:
👉 Doğru sistem yoksa müşteri bulunmaz
Bu pazarda müşteri bulmak:
- tesadüf değil
- sistem işidir
Avusturya’da Müşteri Nasıl Bulunur?
Bu pazarda müşteri 3 aşamada bulunur:
- Görünürlük
- Güven
- Temas
Bu üçü birlikte çalışmadan satış gelmez.
1. Görünürlük (Dijital Başlangıç Noktası)
Avusturyalı alıcı ilk olarak sizi araştırır.
Şu kaynaklara bakar:
- web siteniz
- LinkedIn profiliniz
- Google sonuçları
- referanslarınız
Eğer burada güçlü değilseniz:
👉 temas kurulmadan elenirsiniz
https://www.youtube.com/watch?v=YEBlTh5DiM02. Güven (Kritik Eşik)
Avusturya pazarı güven bazlı çalışır.
Alıcı şunu anlamak ister:
- bu firma sürdürülebilir mi
- referansı var mı
- Avrupa’da başka müşterisi var mı
Bu noktada:
👉 referans = satıştan daha önemli hale gelir
https://www.youtube.com/watch?v=1tenzMicdM03. Temas (Gerçek Satış Başlangıcı)
İlk temas genellikle:
- fuar
üzerinden olur.
Ama satış:
👉 yüz yüze temasla kapanır
https://www.youtube.com/watch?v=ZTGZehODTLADijital mi Saha mı?
En net cevap:
👉 Tek başına dijital yetmez
👉 Tek başına saha pahalıdır
Doğru model:
dijital + saha kombinasyonu
LinkedIn Gerçekten İşe Yarıyor mu?
Evet, ama yanlış kullanılıyor.
LinkedIn:
- satış kapatma aracı değildir
- kapı açma aracıdır
Doğru kullanım:
- karar verici bul
- ilk teması kur
- toplantıya çevir
Yanlış kullanım:
- ürün mesajı atmak
- katalog göndermek
- spam yapmak
Fuarlar Hâlâ Gerekli mi?
Evet. Hatta Avusturya’da kritik.
Ama doğru şekilde kullanılırsa.
Yanlış yaklaşım:
👉 “fuara gidelim, müşteri buluruz”
Doğru yaklaşım:
👉 önce müşteri bul → fuarda görüş
Fuarın rolü:
- güven oluşturmak
- ilişkiyi hızlandırmak
- karar sürecini kısaltmak
Doğrudan Temas (Saha Çalışması)
Avusturya’da satışın kırıldığı nokta burasıdır.
E-mail + LinkedIn:
👉 toplantı getirir
Ama:
👉 satış saha ile gelir
Yerel Network ve Referansın Rolü
Avusturya’da en güçlü satış kanalı:
👉 referans
Bir müşteri → ikinci müşteriyi getirir
Bir distribütör → yeni kapılar açar
Ama başlangıçta:
👉 kimse sizi referans vermez
Bu yüzden ilk müşteri:
👉 en zor müşteridir
https://www.youtube.com/watch?v=jH2-2oKDJVITürk Firmalarının Müşteri Bulmada Yaptığı Hatalar
1. Dijitali Yanlış Kullanmak
- spam mesaj
- genel mail
- hedefsiz iletişim
Sonuç:
👉 geri dönüş yok
2. Kurumsal Görünüm Eksikliği
- zayıf web sitesi
- İngilizce eksikliği
- teknik doküman yok
Sonuç:
👉 ilk aşamada elenme
3. Takip Yapmamak
Avusturya’da satış:
👉 takip işidir
1 mail → yetmez
1 toplantı → yetmez
4. Sadece Fuar Odaklı Gitmek
Fuara gidip müşteri aramak:
👉 en pahalı yöntem
5. CRM Kullanmamak
Müşteri süreci yönetilmezse:
👉 müşteri kaybolur
https://www.youtube.com/watch?v=ygPF4X_TD7wBu Pazarda Çalışan B2B Model
Gerçek hayatta çalışan sistem:
- LinkedIn → hedef müşteri bulma
- E-mail → ilk temas
- Online toplantı → ön görüşme
- Fuar / ziyaret → güven oluşturma
- Teklif → satış süreci
- Takip → sipariş
Kritik Gerçek
Avusturya’da müşteri:
👉 bulunmaz
👉 kazanılır
Bu süreç:
- zaman alır
- disiplin ister
- sistem gerektirir
Yönetici İçin Net Sonuç
Eğer:
- dijital görünürlüğünüz zayıfsa
- referansınız yoksa
- takip sisteminiz yoksa
👉 müşteri bulamazsınız
Ama eğer:
- doğru hedefleme yaparsanız
- sistem kurarsanız
- sabırlı olursanız
👉 müşteri kazanırsınız
Son Cümle
Avusturya’da satış:
şans işi değil
süreç işidir
Rekabet ve Alternatif Tedarikçi Analizi
Avusturya pazarında rekabet, tek bir ülkeyle değil,
çok katmanlı bir tedarikçi yapısıyla gerçekleşir.
Bu pazarda asıl soru şudur:
👉 “Rakip kim?” değil
👉 “Hangi segmentte kime karşı rekabet ediyorum?”
Avusturya’nın Tedarik Yapısı: Gerçek Rakipler
Avusturya ithalatında ana oyuncular:
- Almanya (dominant)
- İtalya
- Polonya
- Çekya
- Çin
Bu dağılım bize şunu gösterir:
👉 Avusturya pazarı global değil
👉 Avrupa içi entegre bir pazardır
Segment Bazlı Rekabet Haritası
1. Almanya → Güven ve Sistem Lideri
Alman firmalar:
- en güçlü referanslara sahip
- uzun vadeli ilişkiler kurmuş
- sistem kurmuş
Avantajları:
- kalite algısı
- marka gücü
- tedarik güveni
Dezavantajları:
- yüksek fiyat
- düşük esneklik
👉 Türkiye’nin fırsatı burada başlar
2. İtalya → Tasarım ve Mühendislik Gücü
İtalyan firmalar özellikle:
- mobilya
- makine
- tasarım odaklı ürünlerde güçlüdür
Avantajları:
- estetik
- marka algısı
- ürün farklılaşması
Dezavantajları:
- yüksek maliyet
- sınırlı esneklik
3. Polonya & Doğu Avrupa → Lojistik ve Fiyat Avantajı
Bu ülkeler:
- coğrafi olarak yakın
- AB içinde
- düşük maliyetli üretim yapısına sahip
Avantajları:
- hızlı teslim
- düşük lojistik maliyet
- rekabetçi fiyat
👉 Türkiye’nin en zorlandığı alan burasıdır
4. Çin → Fiyat Lideri
Çin:
- düşük maliyet
- yüksek üretim kapasitesi
ile pazarda yer alır.
Ancak:
- kalite algısı dalgalı
- tedarik güveni sorgulanabilir
Bu da şu boşluğu yaratır:
👉 orta kalite + güvenilir tedarikçi açığı
Türkiye’nin Gerçek Konumu
Türkiye’nin Avusturya’daki yeri:
👉 ne en ucuz
👉 ne en kaliteli
Türkiye:
denge tedarikçisi
Türkiye’nin Güçlü Olduğu Alanlar
- fiyat / kalite dengesi
- üretim esnekliği
- hızlı çözüm üretme
- kriz yönetimi
Türkiye’nin Zayıf Olduğu Alanlar
- marka algısı
- uzun vadeli güven ilişkisi
- sistematik pazar varlığı
- kurumsal görünüm
“Neden Türkiye?” Sorusunun Gerçek Cevabı
Avusturyalı alıcı şu durumda Türkiye’yi tercih eder:
- Almanya pahalı geldiğinde
- Çin riskli görüldüğünde
- Doğu Avrupa kalite olarak yetersiz kaldığında
Yani:
👉 Türkiye “ilk tercih” değil
👉 doğru konumlandırılırsa güçlü alternatiftir
Kritik Nokta: Türkiye Kendini Satamaz
Türkiye’nin en büyük problemi:
👉 avantajı var ama anlatamıyor
Alıcı şunu kendiliğinden anlamaz:
- neden seni seçmeli
- hangi problemi çözüyorsun
- rakiplerden farkın ne
Bu anlatılmazsa:
👉 fiyat üzerinden rekabet başlar
👉 ve kaybedilir
Sektörel Rekabet Dinamikleri
Elektrik & Kablo
- Almanya → kalite
- Doğu Avrupa → fiyat
- Türkiye → denge
👉 doğru konumlandırılırsa avantajlı
Mobilya
- İtalya → premium
- Polonya → orta segment
- Çin → düşük segment
👉 Türkiye arada sıkışır
Ev Tekstili
- Pakistan / Hindistan → fiyat
- Avrupa → marka
👉 Türkiye için oyun alanı daralıyor
Makine
- Almanya → teknoloji
- İtalya → mühendislik
- Çin → fiyat
👉 Türkiye için fırsat: esnek üretim + hız
Bu Bölümden Çıkan Stratejik Sonuç
Avusturya pazarında rekabet:
- tek boyutlu değil
- çok katmanlıdır
Türkiye’nin avantajı:
👉 denge pozisyonu
Ama bu pozisyon:
- doğru anlatılmazsa kaybolur
- yanlış fiyatlanırsa yok olur
Yönetici İçin Net Karar
Eğer pazara girerken:
- “ucuzum” diyorsanız → kaybedersiniz
- “kaliteliyim” diyorsanız → yetmez
Ama eğer:
👉 “sorunu çözüyorum” diyorsanız → kazanırsınız
Son Cümle
Avusturya’da rekabet:
ürünler arasında değil
tedarik sistemleri arasında olur
Devlet Destekleri
Avusturya pazarı, destekle girilecek bir pazar değildir.
Destekle güçlendirilecek bir pazardır.
Bu ayrım kritik.
Çünkü birçok firma ihracat desteklerini stratejinin yerine koyuyor.
Önce pazarı seçmek yerine önce destek kalemini seçiyor.
Önce müşteri bulmak yerine önce fuar desteğine odaklanıyor.
Sonuç:
destek kullanılıyor
ama pazar kurulamadığı için sonuç alınamıyor
Bu nedenle Avusturya gibi seçici, maliyetli ve ilişki bazlı pazarlarda devlet destekleri ancak doğru stratejinin üzerine oturduğunda anlam üretir.
https://www.youtube.com/watch?v=s4fgG5xho-sAvusturya Pazarı İçin Hangi Destekler Gerçekten Anlamlı?
Avusturya için her destek eşit derecede değerli değildir.
Bu pazarda anlamlı olan destekler şunlardır:
- yurt dışı fuar katılım destekleri
- pazara giriş ve tanıtım destekleri
- marka ve kurumsal görünürlük destekleri
- dijital tanıtım ve yurt dışı birim destekleri
- sektörel UR-GE ve kümelenme temelli çalışmalar
Buradaki temel mantık şudur:
Avusturya’da sorun gümrük vergisi değil
sorun görünürlük, güven ve doğru müşteri erişimidir
Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği nedeniyle sanayi ürünlerinde gümrük vergileri sıfırlanmıştır; dolayısıyla Avusturya pazarında asıl rekabet alanı vergi değil, standart, erişim ve konumlandırmadır
Bu nedenle Avusturya için en değerli destekler, satış öncesi hazırlık ve pazarda görünürlük oluşturan desteklerdir.
Fuar Destekleri: Doğru Kullanılırsa İşe Yarar, Yanlış Kullanılırsa Boşa Gider
Türk firmalarının en sık yaptığı hata, fuar desteğini satış stratejisi sanmalarıdır.
Gerçek şu:
Fuar, müşteri bulma aracı değildir.
Fuar, önceden temas kurulan müşterilerle güven inşa etme aracıdır.
Avusturya gibi pazarlarda fuara “stand açıp bekleyelim” mantığıyla gitmek çoğu zaman para yakmaktır.
Doğru kullanım modeli şudur:
- fuardan önce hedef müşteri listesi hazırlanır
- randevular önceden alınır
- fuar görüşmeleri planlı yürütülür
- fuar sonrası teklif ve takip sistemi kurulur
Bunu yapmayan firma destek almış olur ama pazara girmiş olmaz.
Marka ve Tanıtım Destekleri Bu Pazarda Neden Daha Değerli?
Avusturya’da satın alma kararı yalnızca ürün üzerinden verilmez.
Alıcı şunlara bakar:
- firmanın dijital görünürlüğü
- ürün anlatım biçimi
- referans yapısı
- kurumsal güven düzeyi
Bu nedenle özellikle:
- İngilizce içerik üretimi
- sektörel landing page çalışmaları
- dijital reklam ve görünürlük
- referans ve vaka anlatımı
- katalog ve teknik döküman uyarlaması
gibi alanlara ayrılan destekler, birçok sektörde fuar desteğinden daha verimli sonuç verebilir.
Özellikle Avusturya’da müşteri önce sizi araştırdığı için, dijital görünürlük artık pazarlama lüksü değil, satış altyapısıdır.
Yurt Dışı Birim ve Temsil Yapıları Ne Zaman Mantıklı?
Avusturya küçük bir pazar olduğu için her firma için fiziksel ofis açmak mantıklı değildir.
Ama bazı profiller için bu destekler ciddi anlam taşır:
- teknik satış yapan firmalar
- proje bazlı çalışan firmalar
- düzenli müşteri ziyareti gerektiren sektörler
- Almanya + Avusturya + Orta Avrupa’yı birlikte yönetecek firmalar
Bu durumda Avusturya tek başına değerlendirilmez.
Bölgesel merkez mantığıyla değerlendirilir.
Yani soru şu olmalıdır:
“Avusturya’da ofis açalım mı?” değil
“Avusturya’yı bölgesel yönetim noktası yapalım mı?”
Doğru soru sorulmadan doğru destek seçilmez.
UR-GE ve Kümelenme Destekleri Neden Önemli?
Avusturya pazarı, tek başına agresif satışla açılacak bir pazar değildir.
Bu pazarda özellikle şu sektörlerde kümeli hareket avantaj sağlar:
- makine
- elektrik ekipmanları
- ev tekstili
- mobilya
- yapı ürünleri
Neden?
Çünkü Avusturyalı alıcı tek firmaya değil, tedarik ekosistemine bakar.
Süreklilik, alternatif üretim gücü ve sektör güveni onun için önemlidir.
Bu nedenle bireysel görünürlük kadar sektör temsili de önemlidir.
UR-GE mantığında doğru kurulmuş heyetler, hedefli eşleştirmeler ve ortak pazarlama çalışmaları, bu pazarda katalog gönderiminden çok daha fazla sonuç üretir.
En Sık Yapılan Yanlış: Destekleri Stratejinin Yerine Koymak
Bu en büyük hatadır.
Firma önce şunu söylüyor:
“hangi desteği alabiliriz?”
Aslında önce sorulması gereken soru şudur:
“Bu pazarda nasıl satış yapacağız?”
Bu sıra ters kurulduğunda şu olur:
- yanlış fuara gidilir
- yanlış ülkede tanıtım yapılır
- yanlış harcama kalemleri desteklenir
- müşteri oluşmadığı için destek boşa gider
Destek, pazara girişin nedeni değildir.
Doğru pazara giriş planının finansal kaldıraç unsurudur.
Avusturya’da Yanlış Destek Kullanımının 4 Sonucu
1. Fuar Var, Müşteri Yok
Stand kuruluyor ama önceden hedef müşteri listesi yapılmıyor.
Sonuç: ziyaretçi var, nitelikli müşteri yok.
2. Katalog Var, Konumlandırma Yok
Tanıtım materyali hazırlanıyor ama şu soruya cevap verilmiyor:
“Neden Türkiye? Neden bu firma?”
3. Bütçe Var, Takip Sistemi Yok
Destek harcaması yapılıyor ama CRM ve takip süreci kurulmadığı için temaslar kayboluyor.
4. Görünürlük Var, Satış Kurgusu Yok
Dijital tanıtım yapılıyor ama bu trafiği satışa dönüştürecek yapı kurulmadığı için yatırım boşa gidiyor.
Avusturya Pazarı İçin En Doğru Destek Kullanım Mantığı
Bu pazarda destek sıralaması şu mantıkla kurulmalıdır:
önce uygunluk
sonra hedefleme
sonra temas
sonra tanıtım
sonra ölçekleme
Yani:
- Ürün ve firma bu pazara uygun mu?
- Hangi müşteri segmentine girecek?
- Hangi kanalla erişecek?
- Hangi destek bunu hızlandıracak?
Bu sırayı ters kuran firmalar destek alır ama pazar kazanamaz.
Yönetici İçin Net Sonuç
Avusturya’da devlet destekleri:
- işe yarar
- ama tek başına sonuç üretmez
Bu pazarda desteklerden verim almak için:
- hedef müşteri net olmalı
- giriş modeli belli olmalı
- dijital ve saha planı kurulmuş olmalı
- takip sistemi hazır olmalı
Bunlar yoksa destek değil, harcama yapmış olursunuz.
Son Cümle
Avusturya pazarında destek almak başarı değildir.
Doğru desteği, doğru aşamada, doğru amaçla kullanmak başarıdır.
0–12 Ay Avusturya Pazarına Giriş Yol Haritası
Avusturya pazarı plansız girildiğinde sonuç vermez.
Ama doğru planla girildiğinde hızlı olmasa da istikrarlı büyüme üretir.
Bu nedenle bu bölüm:
👉 teorik değil
👉 uygulanabilir bir saha planıdır
0–3 Ay | Hazırlık ve Eleme Aşaması
Bu aşama en kritik aşamadır.
Burada yapılan hata:
👉 tüm süreci çökertebilir
Ama doğru yapılırsa:
👉 sonraki 9 ayı hızlandırır
Yapılması Gerekenler
1. Ürün Uygunluk Testi
- Ürün AB standartlarına uygun mu?
- Sertifikasyon eksikleri var mı?
- Hangi segmentte rekabet edecek?
Bu aşamada kendine şu soruyu sor:
👉 “Bu ürünü Avusturyalı neden alsın?”
2. Rekabet ve Fiyat Analizi
- Almanya fiyatı nedir?
- Doğu Avrupa fiyatı nedir?
- Sen neredesin?
Amaç:
👉 ucuz olmak değil
👉 doğru konumlanmak
3. Hedef Müşteri Tanımı
Herkese satış yapılmaz.
Net tanım yapılmalı:
- hangi sektör
- hangi şirket tipi
- hangi büyüklük
4. Dijital Altyapı Hazırlığı
Bu pazarda ilk temas dijitaldir.
Minimum gereklilik:
- İngilizce web sitesi
- teknik ürün sayfaları
- PDF katalog
- referans listesi
5. Giriş Modeli Kararı
- distribütör mü?
- doğrudan satış mı?
- hibrit model mi?
Bu karar erken verilmezse:
👉 süreç dağılır
Bu Fazın Amacı
satış yapmak değil
yanlışları elemek
3–6 Ay | Pazarlama ve Temas Aşaması
Bu aşama:
👉 pazarı test etme aşamasıdır
Yapılması Gerekenler
1. Hedef Müşteri Listesi Oluşturma
- 50–100 potansiyel müşteri
- segment bazlı ayrım
- karar verici kişiler
2. LinkedIn ve E-mail Outreach
- kişiselleştirilmiş mesajlar
- doğrudan satış değil
- toplantı hedefli iletişim
3. İlk Online Toplantılar
Amaç:
- ihtiyacı anlamak
- ürün uyumunu test etmek
- geri bildirim almak
4. Numune ve Teklif Süreci
- küçük ama stratejik
- hızlı ve profesyonel
Bu aşamada:
👉 hız avantajdır
5. İlk Saha Ziyareti / Fuar
Amaç:
- güven oluşturmak
- ilişkiyi derinleştirmek
Bu Fazın Amacı
satış değil
doğrulama ve ilişki kurma
6–12 Ay | Derinleşme ve Ölçekleme
Bu aşama artık gerçek pazara giriş aşamasıdır.
Yapılması Gerekenler
1. İlk Müşteri → Tekrar Sipariş
En kritik eşik:
👉 ilk sipariş değil
👉 ikinci sipariş
2. Kanal Yapısını Netleştirme
- distribütör ile devam mı?
- doğrudan müşteri mi?
- hibrit yapı mı?
3. CRM ve Satış Takip Sistemi Kurulumu
Bu aşamada:
👉 manuel ilerleyen firma büyüyemez
4. Düzenli Ziyaret ve İletişim
- yılda en az 2–3 ziyaret
- düzenli temas
- sürekli takip
5. Marka ve Konumlandırma Çalışması
- referans oluşturma
- müşteri hikayeleri
- dijital görünürlük
Bu Fazın Amacı
satış yapmak değil
pazarda yer edinmek
Kritik Zaman Gerçeği
Avusturya’da:
- ilk temas → 0–3 ay
- ilk sipariş → 3–9 ay
- sürdürülebilir satış → 9–18 ay
Bu süreyi kabul etmeyen firma:
👉 pazarda kalamaz
En Büyük 3 Hata
1. Erken pes etmek
3 ayda sonuç beklemek
→ en yaygın hata
2. İlk müşteriyle yetinmek
1 müşteri = başarı değildir
3. Süreç kurmadan büyümek
satış gelir
ama devam etmez
Yönetici İçin Net Plan
0–3 ay → uygunluk ve hazırlık
3–6 ay → temas ve test
6–12 ay → derinleşme ve yapı kurma
Son Cümle
Avusturya pazarı:
hızlı girilen değil
doğru kurulan pazardır
BAZ Girişim Danışman Notu
Avusturya pazarıyla ilgili sahada en sık gördüğümüz hata, bu ülkenin küçük olduğu için kolay zannedilmesidir.
Oysa gerçek tam tersidir.
Avusturya küçük olduğu için daha zor bir pazardır.
Çünkü küçük pazarda alıcı hata yapmaz.
Yanlış tedarikçi seçme lüksü yoktur.
Bu nedenle yeni tedarikçiyi yavaş test eder, uzun gözlemler ve kararını acele vermez.
Burada firmaların önemli bir kısmı şu yanılgıya düşüyor:
“Avrupa’da bir yere girelim, Avusturya uygun olur.”
Bu bakış açısı hatalıdır.
Avusturya “başlangıç pazarı” değildir.
Hazır olmayan firmayı hızla dışarı atan bir filtredir.
Sahada gördüğümüz en kritik risk, ürün kalitesinden çok süreç kalitesidir.
Birçok Türk firması ürününe güveniyor.
Ama Avusturyalı alıcı yalnızca ürüne bakmıyor.
Şuna bakıyor:
- teklif ne kadar düzenli geldi
- iletişim ne kadar profesyonel yürüdü
- numune ne kadar hızlı çıktı
- teslim tarihi ne kadar net verildi
- sorun çıktığında firma nasıl davrandı
Yani bu pazarda başarısızlık çoğu zaman ürün yüzünden değil, süreç yönetimi yüzünden yaşanıyor.
Bu ülkeye girerken firmaların büyük bölümü şu hatayı yapıyor:
önce ürününü anlatıyor
ama neden kendisinden alınması gerektiğini anlatmıyor
Avusturya’da alıcıyı ürün değil, net gerekçe ikna eder.
“Kaliteliyiz” demek yetmez.
“Hızlıyız” demek yetmez.
“İyiyiz” demek hiç yetmez.
Şu cevabın net olması gerekir:
Neden siz?
Neden şimdi?
Neden mevcut tedarikçisini bıraksın?
Bu sorulara net cevap veremeyen firma, fiyat konuşmaya mecbur kalır.
Fiyat konuşmaya mecbur kalan firma ise bu pazarda zayıf başlar.
Bir başka kritik hata da distribütörü çözüm sanmaktır.
Sahada bunu çok görüyoruz.
Firma bir distribütör buluyor ve pazara girdiğini düşünüyor.
Oysa gerçek giriş, distribütör bulunduğu gün başlamaz; distribütörün gerçekten satış üretmeye başladığı gün başlar.
Hatta daha açık söyleyelim:
Bu ülkeye girerken firmaların önemli kısmı distribütör seçmiyor,
kendini distribütöre teslim ediyor.
Bu çok riskli.
Çünkü distribütör sizi taşımayabilir.
Sizi yalnızca portföyüne ekleyebilir.
Bu ikisi aynı şey değildir.
Şu profildeyseniz bu pazarı zorlamayın:
- ilk kez Avrupa’ya açılacaksanız
- fiyat kırmadan satış yapamıyorsanız
- teknik dokümantasyonunuz zayıfsa
- İngilizce iletişiminiz dağınıksa
- teslim disiplini kuramamışsanız
- CRM ve takip sisteminiz yoksa
Bu durumda Avusturya size satış getirmez.
Size sadece eksiklerinizi gösterir.
Ama şu profildeyseniz bu pazar ciddiye alınmalıdır:
- Avrupa standartlarında üretim yapıyorsanız
- orta-üst segmentte rekabet edebiliyorsanız
- sabırlı ve planlı ilerleyebiliyorsanız
- ilk siparişe değil, kalıcı müşteri yapısına odaklanıyorsanız
- dijital görünürlük ile saha temasını birlikte yönetebiliyorsanız
Bu durumda Avusturya, yalnızca bir ülke değil, Avrupa içinde güven inşa edeceğiniz bir referans pazara dönüşür.
Sahadaki en net gözlemimiz şu:
Avusturya’da kaybeden firmalar genelde kötü ürün satan firmalar değil,
erken sonuç bekleyen firmalardır.
Bu pazarda sabırsızlık maliyet yaratır.
Acele eden firma yanlış müşteri seçer.
Yanlış müşteri seçen firma yanlış fiyat verir.
Yanlış fiyat veren firma pazarı bozar.
Ve sonra “bu ülkede iş yok” sonucuna varır.
Oysa sorun çoğu zaman ülkede değil, giriş modelindedir.
BAZ Girişim perspektifinden net kanaatimiz şu:
Avusturya pazarı herkese önerilecek bir pazar değildir.
Ama doğru firmaya güçlü şekilde önerilecek bir pazardır.
Biz bu pazarda firmalara sadece “gir” demeyiz.
Gerektiğinde “henüz girme” deriz.
Çünkü yanlış zamanda girilen pazar, doğru pazarı da firma gözünde değersiz hale getirir.
Son sözümüz net:
Avusturya’ya ürün göndermek kolaydır.
Avusturya’da tedarikçi olarak yer etmek zordur.
Ama bir kez yer ettiğinizde, bu pazar size sadece satış değil, Avrupa’da itibar da kazandırır.
BAZ Girişim olarak bu noktada yaklaşımımız bellidir:
önce uygunluğu test ederiz
sonra giriş modelini kurarız
ardından müşteri bulma, kanal yapısı ve dijital görünürlük tarafını birlikte kurgularız
Çünkü bu pazarda başarı, bir fuar katılımıyla ya da birkaç teklif gönderimiyle gelmez.
Doğru kurgulanmış bir pazara giriş sistemiyle gelir.

